Bu Blogda Ara

Translate

Baudrillard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Baudrillard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.11.25

14. Bazı Muhtelif Kaynaklar ve İleri Okuma Önerileri


 
1.      Komünist Manifesto - Karl Marx, Friedrich Engels


2.      Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni – Friedrich Engels


3.      1844 El Yazmaları - Karl Marx


4.      Kapital I - Karl Marx


5.      Emperyalizm – V. I. Lenin


6.      Dönüşüm Sembolleri - Carl G. Jung


7.      Aydınlanmanın Diyalektiği – Max Horkheimer, Theodor Adorno


8.      İkinci Cinsiyet - Simone de Beauvoir


9.      Cinsiyet Belası– Judith Butler


10.            Kadınlar Irk ve Sınıf - Angela Davis


11.          Tek Boyutlu İnsan – Herbert Marcuse


12.                Özgürlükten Kaçış – Erich Fromm


13.          Görme Biçimleri – John Berger


14.          Gösteri Toplumu – Guy Debord


15.          Akışkan Modernite - Zygmunt Bauman


16.          Kötülüğün Sıradanlığı - Hannah Arendt


17.          Totalitarizmin Kaynakları - Hannah Arendt


18.          Şeytan Etkisi – Philip G. Zimbardo


19.          Tembellik Hakkı - Paul Lafargue


20.          Simülakrlar ve Simülasyon – Jean Baudrillard


21.          İktidarın Gözü - Michel Foucault


22.          Hapishaneye Alternatifler - Michel Foucault


23.          Hapishane Defterleri – Antonio Gramsci


24.          İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları – Louis Althusser


25.          Bütün Yazılar – Mahir Çayan


26.          Medyayı Dizginlemek - Noam Chomsky


27.          Neoliberalizmin Kısa Tarihi – David Harvey


28.          Sermayenin Sınırları - David Harvey


29.          Kapitalist Gerçekçilik - Mark Fisher


30.          Kazanma Etkisi – Ian Robertson


 
  

9.10.25

9. Simülasyon ve Sistem I

 

Bize sunulan gerçekliğin sınırları dahilinde ve onun etkisi altındayken, geçerli olanın hakikat olduğuna nasıl kanaat getirebiliriz?

Nasıl koca koca fikirleri, canımız pahasına savunurken farklı yaklaşımlara ve aslında kendimiz olan ötekine yaşam hakkı tanımayız?

Aslında bilmediğimiz, durup bir kez olsun üstüne düşünmediğimiz ve anlamadığımız düşüncelerin bize ait olduğunu nasıl iddia edebiliriz?

Ve nasıl esasında hiçbir şey ifade etmeyen daha doğrusu ve esas numarası; altında hiçbir şey olmadığını gizleyen, içi boş sembollere sarılarak kendi mezarımızı, ellerimizle kazarız?

Bu şartlar altında herhangi biri gerçekten kendini gerçekleştirebilir ve iki dünyanın da efendisi olarak, huzur ve barış içinde, özgürce yaşayabilir mi, mutlu olabilir mi?