Yazar ve okurlar arası doğrudan ilişki kurulması, herkese nasip olmaz. Kitapsız bir peygamber olarak, az sayıdaki sadık okurlarım sayesinde, bu benim ayrıcalığım oldu.
Yazar ve okurlar arası doğrudan ilişki kurulması, herkese nasip olmaz. Kitapsız bir peygamber olarak, az sayıdaki sadık okurlarım sayesinde, bu benim ayrıcalığım oldu.
1. Komünist
Manifesto - Karl Marx, Friedrich Engels
2. Ailenin
Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni – Friedrich Engels
3. 1844
El Yazmaları - Karl Marx
4. Kapital
I - Karl Marx
5. Emperyalizm
– V. I. Lenin
6. Dönüşüm
Sembolleri - Carl G. Jung
7. Aydınlanmanın
Diyalektiği – Max Horkheimer, Theodor Adorno
8. İkinci
Cinsiyet - Simone de Beauvoir
9. Cinsiyet
Belası– Judith Butler
10. Kadınlar Irk ve Sınıf - Angela Davis
11. Tek Boyutlu İnsan – Herbert Marcuse
12.
Özgürlükten Kaçış – Erich Fromm
13. Görme Biçimleri – John Berger
14. Gösteri Toplumu – Guy Debord
15. Akışkan Modernite - Zygmunt Bauman
16. Kötülüğün Sıradanlığı - Hannah Arendt
17. Totalitarizmin Kaynakları - Hannah Arendt
18. Şeytan Etkisi – Philip G. Zimbardo
19. Tembellik Hakkı - Paul Lafargue
20. Simülakrlar ve Simülasyon – Jean Baudrillard
21. İktidarın Gözü - Michel Foucault
22. Hapishaneye Alternatifler - Michel Foucault
23. Hapishane Defterleri – Antonio Gramsci
24. İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları – Louis
Althusser
25. Bütün Yazılar – Mahir Çayan
26. Medyayı Dizginlemek - Noam Chomsky
27. Neoliberalizmin Kısa Tarihi – David Harvey
28. Sermayenin Sınırları - David Harvey
29. Kapitalist Gerçekçilik - Mark Fisher
30. Kazanma Etkisi – Ian Robertson
Tekrar başladığımız nokta, insana dönerek halkayı kapatalım. Sıra dışı yöntemler, çılgın fikirler, hayal gücü, zorlayıcı bir dürtü olarak merak, huzursuzluk, anlam arayışı, yaratıcılık, cesur öncüler, çocuk oyunları ve ritüeller, olağanüstü içgörü, derinlemesine sezgisel kavrayış, bilimsel metot, şanslı tahminler, keskin gözlemcilik, kontrollü deneyler, insanlık suçları ve insanlığın durmadan ilerleyen kümülatif birikimleri ve bilim sayesinde bugün insanı biraz daha tanımaya başladık.
O güne
kadarki olgunlaşmış ve en yüksek aşaması emperyalizme ulaşmış olan kapitalizm,
bir yanda güncel olan devrim tehdidi altındayken; emperyalistlerin rekabetinin
yeniden bir paylaşım savaşına dönüşmesinin önünde engeldi. Ama aynı zamanda
yeni imkanlardı da.
Zamanın ruhuna uygun olarak güncelleme gelen kapitalizm, kabuk değiştirdi. Birtakım yeni sömürgecilik metotları geliştirildi, buna göre:
Şimdi bize
yabancı ve düşman gelen, doğal şekilde verili kabul edilen fakat insanı
kendisine yabancılaştırarak kendisinden düşmanını üreten ve bu marifetle
varlığını sürdüren, çok iyi bildiğimizi zannederek, üzerine pek de
düşünmediğimiz iktidar mekanizmasına şöyle bir kuşbakışı göz atalım. Haddimizi
aşmadan, mümkünse detaylı ve daha doğru açıklamaları, konunun uzmanlarına
bırakalım.
Eskiden
hükümdarlar bizzat tanrı veya kavmi için onun tarafından görevlendirilmiş
seçkin ve soylular arasından çıkardı. Sınırları dahilindeki her şeye hükmetme
yetkileri kutsal, tanrısal ve otoriteleri sorgulanamazdı.
Tanrının yeryüzü temsilcisi olarak krallar gibi yaşayan bu insanlar yetkilerini, kutsal kan yoluyla soylarına aktarırlardı. İktidarlarının dayanağı görünüşte bu asil kandı ve meşruiyetleri tartışılmazdı.
Herkesin
yalancı, hiç kimsenin güvenilir olmadığı, kaynakların tartışıldığı bu iklimde,
hakikat arayışındaki sıradan insanın imdadına; hangi kitle iletişim araçlarını
kullanarak, kim yetişecek?
İlk olarak
ve herkesten önce, kendine yakın hissetmek için önden koşullandığı taraflar
elbette.
Peki bizim dışımızda ve bizden bağımsız var olan hakikatin bundan haberi var mı veya umrunda mıdır sizce?
Yine elimizde olmayan ancak ne kadar şanslı oluğumuz konusunda ne kadar övünecek olsak azdır diyerek gururlandığımız ve belirleyici olduğunu düşündüğümüz; belirli bir enlem ve boylam aralığında, plakası ve telefon kodunun kimliği tanımlama aracı olarak görüldüğü garip duruma.
Peki bugünkü bilgi, birikim, teknik, üretim ve dönüştürme gücümüzü, insanlığın gelişim macerasını; herkesin çıkarına ve sürdürülebilir olacak şekilde ve adil olarak kullanabilmek imkânsız olabilir mi gerçekten?
Tabii yine
bu ortamda, erkekliğin kültürel standartlarını karşılayamadığını düşünen ve bu
kaygıyla birlikte kadınlardan farklı olarak; erkekliğin tekrar tekrar
kanıtlanması gereken, kaçınılmaz olarak geçici ve sürekli tehdit edilen, elde
edilmesi zor ve hassas bir statü oluğunu, kaybetmemesi gerektiğini düşünür.
Ayrıca erkekliklerini ispat etmek için toplumsal baskı gören, bu kırılganlığı ifade etmeyi kendine yediremeyen ve bu gibi nedenler sonucunda, değişen cinsiyet normlarına direnç ve saldırganlık gösteren erkekler; evrensel ölçekte bir toplumsal güvenlik sorunudur.
Modern
kapitalist toplumun kutsal ve temel birimi ailedir. Ataerkil toplumda bir
uzlaşma, asgari müşterekte buluşma ve yapıtaşı olmak gibi vasıfları vardır.
Kök salmak, düzen kurmak, sürüye uymak, kendini gerçekleştirmek ve mutlu olmak için olmazsa olmaz görülen, bir başarı hikayesidir. İnsanlar buna, tanrıdan bile daha fazla inandırılmıştır.
İnsanlar,
hayattaki tüm başarısızlık ve yetersizliklerinin intikamını; yakın çevresindeki
gücü yettiği kişi ve şeylerden çıkarır.
Penislerinden
başka övünç kaynağı olmayan, her alanda boyun eğen, ezik erkekler; kontrolü
altındaki kadınlara yönelir çünkü yakındaki en kolay hedef olarak, onları
görür.
Arkasına kurumsal patriyarkayı alarak bir cihat, haçlı seferi edasıyla tebliğ yapar.