Bu Blogda Ara

Translate

20.11.25

15. Teşekkürler

 

     Yazar ve okurlar arası doğrudan ilişki kurulması, herkese nasip olmaz. Kitapsız bir peygamber olarak, az sayıdaki sadık okurlarım sayesinde, bu benim ayrıcalığım oldu.

     Arka plandan renklere hata fontlara kadar ve yazıları nasıl paylaşacağıma dair, benim aklıma bile gelmeyecek konularda yol gösteren, onlardır.

     Biçimsel ve estetik konuların yanı sıra içerikte de gözlemlerini, fikir ve görüşlerini açık yüreklilikle paylaşan, düşüncelerini temellendirerek tartışanlar da onlar.

     Kurmaya çalıştığım yapının zayıf yönlerini, beni de şaşırtarak düşünmeye ve yeniden gözden geçirmeye sevk eden, farklı ve özgün bakış açılarıyla mevcut düşüncelerimi sorgulatan, yeni düşüncelere pencere açan daha iyi ve güzele erişmek için gözden kaçırdığım ve hiç düşünmediğim şeylerle ihtiyacım olan esnekliği ve geniş açıyı sağlayanlar da.

     Yine bir bölümünü; uçan kuşun kanadı kırılmaz diyerek yanlış anlaşılma yahut rencide etmekten imtina ederek fikir belirtmekte ketum ve cimri davranan veya yalnızca, sessizce takip edenler oluşturmakta.

     Daha yayınlanır yayınlanmaz okumaya başlayanlar olduğu kadar takip eden ve fırsat buldukça göz atanlar da var. Bir kısım okur da biriktirip bir solukta maraton yapmak isteyenler.

     Bir bölüm de var ki, okur olarak içlerinde olmam muhtemel olan, merak ve ilgi gösteren ancak oturup bakmaya fırsat bulamayanlar ve yine de devam etmem için teşvikte bulunanlar.

     Mesela yazıları perşembe akşamları paylaşıyorum oysa benim için ideal okuma zamanı, pazar öğle vakitleri. Neyse ki yazılar, kendini imha etmiyorlar.

     Vpn’in yanında artık bir şekilde yurtdışına çıkan ve orada var olma mücadelesi veren, yeryüzünün farklı noktalarındaki okuyan dostlara da memlekettekilere de selam ederim.

     Az sayıdaki sadık okurun iyi taraflarından birinin de yüzlerce değil de binlerce okurun olduğu durumda gelen basıncın, benim için intiharları başlatacağını da söylemeden geçemeyeceğim. Sağlam da bir silkelendim, sarsıldım. Uykumdan oldum, yemeden içmeden kesildim, dilim tutuldu. Üzgün ve boş bakmaya başladım ve sair.

     Ama tefrika işini sevdim. Yazı, yazan ve okuyan arasındaki etkileşimi canlı, ani ve doğrudan kurmaya olanak sağlıyor. Geri dönüşler dizinin seyrini, düşüncenin akışını; yaratıcı ve kolektif olarak yeniden özerkliği veriyor ki benim daha çok hoşuma gider.

     Yazıyı kolay tüketilir, kısa ve sindirimi zahmetsiz parçalara bölmek maalesef bir yandan anlatının dalgalı ve okur dostu, edebi taraflarında zafiyetlere de neden oluyor. Benim de acemisi olduğum, alışmaya, kıvırmaya çalıştığım ve aslında pek de edebi kaygıların olmadığı bir yeni deneme alanı. Düşünsel sığlıkları da kendi kapalı farklı mahallelerindeki insanları, açılan tartışmalara katabildiği ölçüde giderebileceğini düşünüyorum.

     Murteferrika bünyesinde ya da harici farklı ortamlarda; başka dostların yazılı, sesli, görsel veya hibrit yeni özgün içeriklerin üretilebilmesi hususunda, yapabilecek bir şeyler var mı, neler yapabiliriz, çeşitli yan yana gelişler ve iş birlikleri mümkün müdür biraz da bunlara bakmaya çalışacağım? Bir de sosyal medyaları ve paylaşımları filan üstlenip yürütebilecek gönüllüler; ah nerede, olsa da yesek?

     Elbette yeni diziler ve ekmek parasına çalışmaya da devam edeceğim. Ama biraz da istirahat etmeyi düşünüyor, hepinize teşekkür ediyorum.

     Görüşmek üzere.