Yazar ve okurlar arası doğrudan ilişki kurulması, herkese nasip olmaz. Kitapsız bir peygamber olarak, az sayıdaki sadık okurlarım sayesinde, bu benim ayrıcalığım oldu.
Arka
plandan renklere hata fontlara kadar ve yazıları nasıl paylaşacağıma dair,
benim aklıma bile gelmeyecek konularda yol gösteren, onlardır.
Biçimsel
ve estetik konuların yanı sıra içerikte de gözlemlerini, fikir ve görüşlerini
açık yüreklilikle paylaşan, düşüncelerini temellendirerek tartışanlar da onlar.
Kurmaya
çalıştığım yapının zayıf yönlerini, beni de şaşırtarak düşünmeye ve yeniden
gözden geçirmeye sevk eden, farklı ve özgün bakış açılarıyla mevcut
düşüncelerimi sorgulatan, yeni düşüncelere pencere açan daha iyi ve güzele
erişmek için gözden kaçırdığım ve hiç düşünmediğim şeylerle ihtiyacım olan
esnekliği ve geniş açıyı sağlayanlar da.
Yine
bir bölümünü; uçan kuşun kanadı kırılmaz diyerek yanlış anlaşılma yahut rencide
etmekten imtina ederek fikir belirtmekte ketum ve cimri davranan veya yalnızca,
sessizce takip edenler oluşturmakta.
Daha
yayınlanır yayınlanmaz okumaya başlayanlar olduğu kadar takip eden ve fırsat
buldukça göz atanlar da var. Bir kısım okur da biriktirip bir solukta maraton
yapmak isteyenler.
Bir
bölüm de var ki, okur olarak içlerinde olmam muhtemel olan, merak ve ilgi
gösteren ancak oturup bakmaya fırsat bulamayanlar ve yine de devam etmem için
teşvikte bulunanlar.
Mesela
yazıları perşembe akşamları paylaşıyorum oysa benim için ideal okuma zamanı, pazar
öğle vakitleri. Neyse ki yazılar, kendini imha etmiyorlar.
Vpn’in
yanında artık bir şekilde yurtdışına çıkan ve orada var olma mücadelesi veren,
yeryüzünün farklı noktalarındaki okuyan dostlara da memlekettekilere de selam
ederim.
Az
sayıdaki sadık okurun iyi taraflarından birinin de yüzlerce değil de binlerce
okurun olduğu durumda gelen basıncın, benim için intiharları başlatacağını da
söylemeden geçemeyeceğim. Sağlam da bir silkelendim, sarsıldım. Uykumdan oldum,
yemeden içmeden kesildim, dilim tutuldu. Üzgün ve boş bakmaya başladım ve sair.
Ama
tefrika işini sevdim. Yazı, yazan ve okuyan arasındaki etkileşimi canlı, ani ve
doğrudan kurmaya olanak sağlıyor. Geri dönüşler dizinin seyrini, düşüncenin
akışını; yaratıcı ve kolektif olarak yeniden özerkliği veriyor ki benim daha
çok hoşuma gider.
Yazıyı
kolay tüketilir, kısa ve sindirimi zahmetsiz parçalara bölmek maalesef bir
yandan anlatının dalgalı ve okur dostu, edebi taraflarında zafiyetlere de neden
oluyor. Benim de acemisi olduğum, alışmaya, kıvırmaya çalıştığım ve aslında pek
de edebi kaygıların olmadığı bir yeni deneme alanı. Düşünsel sığlıkları da kendi
kapalı farklı mahallelerindeki insanları, açılan tartışmalara katabildiği
ölçüde giderebileceğini düşünüyorum.
Murteferrika
bünyesinde ya da harici farklı ortamlarda; başka dostların yazılı, sesli,
görsel veya hibrit yeni özgün içeriklerin üretilebilmesi hususunda, yapabilecek
bir şeyler var mı, neler yapabiliriz, çeşitli yan yana gelişler ve iş
birlikleri mümkün müdür biraz da bunlara bakmaya çalışacağım? Bir de sosyal
medyaları ve paylaşımları filan üstlenip yürütebilecek gönüllüler; ah nerede,
olsa da yesek?
Elbette
yeni diziler ve ekmek parasına çalışmaya da devam edeceğim. Ama biraz da
istirahat etmeyi düşünüyor, hepinize teşekkür ediyorum.
Görüşmek
üzere.