Emek,
dayanışma, mücadele ve insan olabilmenin bayramıdır.
Doğanın, yaşamın, bilgi, görgü, teknik, deneyim ve taşı delen suyun bayramıdır. Toprağı iten tohumun, betonda açan çiçeğin ve göz alıcı tüm renklerin. Şeylerin kendisi olarak, onurlu bir varoluşun. Korkunç ve görkemli hünerin, dünyayı döndüren, değiştiren ve değiştirecek olan emeğin.
Dillere,
inanışlara, kabullere ve sınırlara sığmayan ve de tüm farklılıklarıyla her şeyi
ve kesi bir araya getirebilen ve onları bir arada tutabilen; birlikte ortak bir
yaşamı ve farklı bir dünya tahayyülünün imkânını sunabilecek yegâne hakikat.
Üstelik yitirecek, zincirlerimizden gayrısı de kalmamışken.
Her
şeye sahip olan ancak hiçbir sorumluluk taşımayan, imtiyazlı, dar bir zümrenin
köleleştirdiği ve ezici çoğunluğuyla hayatı yaratan, geri kalan herkesin;
onurlu, insanca bir yaşamı, yeryüzünün müreffeh ve özgür insanları olarak
tamamlama gayesinin kutlandığı, bayram günüdür.
En
temel ve asgari insani taleplerini karşılayabilmek için her gün her gün
yeniden, namusu ve alın teriyle ayakta kalmaya çalışan ve yaratan ücretlilerin,
görünmez emeğin ve tüm ötekilerin, emekliler ve gençlerin; eti ve kanıyla var
ettiği ve cesetleri üzerinden yükselen vahşetin, barbarlığın, sömürü ve
sermayenin tahakkümünün; bizzat kapitalizmin mezar kazıcıları tarafından, o
elitlerin başına geçirileceği, sırça saraylar ve saltanatlarının yıkılacağı, o
kutlu günler ve geleceğin muştusudur.
Ne
sınıf atlama palavraları, ne pazarlanan gelecekteki sen yanılsaması ne de sahte
aynı gemideyiz masalları ve ezeli ve ebedi hurafeleri.
Egemenler
daha bilinçli, örgütlü ve sınırsız iktidarın tek sahibi otorite gibi görünüyor
olabilir ancak; hakikatin buz gibi nefesi, ecel terleri döktüren, kaçınılmaz
korkuyla enselerinde.
“o
gün sizi tanrılar bile kurtaramaz.”
“Bir
gün mutlaka.”
Yaşasın
1 Mayıs. Bijî Yek Gulan. Bijî Biratiya Gelan.