Bu Blogda Ara

Translate

19.3.26

6. Leviathan'ın Karnı

  

Yalnızca bir koluna odaklandığımız, tarihin en kompleks, sofistike, kurumsal ve özel suç örgütünün; sistematik mekanizması ve çalışma prensipleri hakkında, ufacık da olsa fikir kırıntılarına sahip olabilmek için bazı konsept ve kavramlara, üstünkörü bir bakış atmak, işimize yarayabilir.

Psikolojik baskı ve kitle iletişim araçları marifetiyle düşmanın savaş ve çatışma isteği ve bunu sürdürme kapasitesini azaltmaya yönelik operasyonların tümü, psikolojik savaş kapsamında değerlendirilmektedir.

Propaganda; örgüt, alternatif veya rakibi düşmanlaştıran örgü ve şartlandırma yaratmak maksadıyla sürekli tekrar, zayıf ötekiler ve çocuklarla gençler üzerine oynayarak, pazarlama tekniklerinin kullanılmasıyla dini, eğitim, pazarlama ve tüm diğer stratejik çıkarlara hizmet amacıyla toplumun dizayn edilmesi de toplum mühendisliğidir.

En masum ve zararsız görünen, minik algı bozukluklarından, antisosyal kişilik ve dissosiyatif bozukluklara değin geniş yelpazede ve paylaşılan delilik olarak, kitleler üzerinde zararlı etkileri gözlenir.

Komplo teorileri aracılığıyla yarı gerçek, yarı senaryo halindeki çarpıtılmış ve yeniden üretilen, geçerli gerçekliğin çıktısı olan hikâyenin; psikolojik savunma mekanizmalarını harekete geçirmesi sonucu ortaya çıkan toplumsal hareketler kullanılarak; toplumu yönlendirme, kontrol altında tutma ve paralize etme sağlanır.

Fiili askeri müdahaleyle ele geçirilemeyen kitleyi; propaganda, sabotaj, casusluk ya da terörle müdahaleye uygun hale getirmeyi veya zaferi kolaylaştıran yıkıcı faaliyetleri içeren, standart istihbarat etkinliklerinden olan; elbette GESTAPO, CIA, MOSSAD ve MİT’in de sıkça başvurduğu; Spartalılar’ın Truva Atı’na benzetilebilecek Beşinci Kol Faaliyetleri, aynı zamanda bir Franco taktiğidir.

İlk hedef, her zaman için en büyük güçlüğü çıkaran ve potansiyel olarak da olsa en ciddi tehdidi teşkil eden, en dirençli gruptur.

Medyayla programlar, filmler ve ünlüler gibi popüler figürler aracılığıyla modayla tüketim ve suistimal kullanılarak pompalanan; dürüstlük yerine, kurnazlık ve dolandırıcılığın erdem olarak yüceltildiği ve ahlaki çöküşü hedefleyen, hedonizmin, fuhuş ve uyuşturucunun pazarlandığı; kolay para peşinde kumar ve benzeri yollara yönelten, dejenerasyon ve toplumsal çöküşü hedefleyen ve de nihayetinde; cahil, bilgisiz ve hasta bir toplum yaratan ve tüm bunların yanı sıra yetmezmiş gibi halkı kendine düşmanlaştıran, terörize eden yahut eylemsizliğe iten bir çalışma şekli vardır.

Özel olarak yetiştirilen ve beyin takımı diyebileceğimiz, yönetim ajanlarının dışında; parayla satın alınanlar ve en kötüsü de bilmeden hizmet eden hatta muhalif ve otorite karşıtı, yerli unsurlara kadar sirayet edebilen; bilim, sanat gibi entelektüel camiadan insanlar ve starlar; çalışanlarını oluşturmaktadır.

Kişi veya grup; kendi emellerini, başkalarına sistematik olarak fakat etik dışı rıza inşasıyla kabul ettirmek üzere; duygu, davranış ve karar mekanizmalarını bozacak yöntemlerle etkide bulunuyorsa; bunun adı, zihin kontrolüdür.

Tutsaklara işkence ve propagandayla fikir aşılama olarak başlamış bu sanat, gelişimini dini tarikatlarda tamamlamıştır.

Canavarın karnındaki yolculuğumuzdaki, el yordamıyla iç organları tanıma maceramıza devam etmeden önce, çok kısa bir paragraf açarak; birbirinin yerine de kullanılan ve yeni ve farklı bir şeymiş gibi belirli aralıklarla pazarlanan, sihirli üç sayısının nimetinden faydalanan, iki şeyden hızlıca bahsetmek istiyorum.

Birincisi, bugün bile şöyle bir kafamızı kaldırdığımızda gözümüze sokulan ve bünyemize kolayca nüfuz eden zehriyle muhakeme yeteneğimizi sakatlayarak zarar veren bir olgu olan ve de kısaca, demokratik toplumların dahi faşizme bağışıklığı olmadığını gösteren Üçüncü Dalga.

Öbürü de hesapta sağ ve sol dışında olduğu iddiasındaki – bu arada ufak bir hatırlatma: Sağ ve solun dışında olduğunu veya sağ ile solun kalmadığını savunan tüm yaklaşımlar, sağdır.- anti Siyonist, antisemit ve anti Amerikan görünümlü fakat göbekten bağlı ve aslında onunla iş tutan ve güdümündeki sadık yardakçıları olanların; Üçüncü Pozisyon palavrası.

Bizdeki MHP ve türevleri ile devletin resmî ideolojisi, Türk İslam Sentezi’ni Atatürkçülük olarak sattıkları büyük yalanın izlerine, ilk önce 1920-40’lar arasındaki faşist gruplarda rastlıyoruz.

Kapitalizmin II. Paylaşım Savaşı mirası olarak, kapitalist bloktaki Batı Avrupa ülkelerindeki mağlup, utangaç ve ezik milliyetçi hareketlerde görüyoruz.

Bizdeki tezahürü Kızıl Elma gibi yaygın olarak kırmızı ve faşizmin kahve rengini tercih ettiklerini biliyoruz.

Bir zamanların derken, daha düne kadar; evrensel insanlığın ruhani lideri mertebesinde görülen, saygıda kusur edilmeyen ve Muhterem Hocaefendi olarak hitap edilen, Gülen ve cemaati; akşamdan sabaha hain, terörist, vatan haini ve bölücü ilan edildikten sonra, dillere pelesenk olan ve Fetö Taktiği olarak adlandırılan şeylerin anlamı; bütün suçu ve sorumluluğunu, bugünün günah keçisi bu örgüte ihale edip ellerini yıkayarak, tereyağından kıl çeker gibi arınmış ve pirüpak sıyrılmak. Yok öyle yağma.

Sıradan ve standart istihbarat faaliyetlerini yürütenler değişse de devlette devamlılık esastır. Şu veya bu şekilde, kendi aralarında güç ve iktidar savaşı halindeki kliklerden birini, ele geçirdiği avantajı ve hükmetme kabiliyetini kaybettikten sonra, kim olsa aynısını yapacağı ve olmuş, olan ve olacak bütün şeylerin tek müsebbibi olarak şeytanlaştırmak ve tıpkı onun yaptığı gibi aynı çizgiyi sürdürenlerin, aslında yaptığı; işlediği suçlardan ötürü değil de suç işleme özgürlüğünü kaybettiğinden ötürü suçlamaktır.

Şimdi de olmadığı gibi bir zamanlar devlet, ulusun âli menfaatleri için kendinden vazgeçen isimsiz kahramanların fedakarlıklarıyla halkın huzur ve güven içinde rahat uyuyabildiği, lekesiz, erdemli ve suç işlemez değildi.

Benim gördüğüm; bir avuç egemenin çıkarlarını, kendi halkına karşı savunan, halk düşmanı bir suç örgütü.

Devlet ayrı, hükümet ayrının mantığı da toz kondurulmayan, yüce ve kutsal devletin politikalarını, burjuva demokrasilerinde öperek veya döverek kabul ettirecek aktörler arasında, belli aralıklarla ve düzenli olarak, yalandan tercihte bulunma ve icabında teneke bağlayarak bütün ihaleyi üstüne bırakmanın; tüm taraflara getirdiği rahatlık, ferahlama ve arınma hisleri.

Terör devletleri olduğu gibi devlet terörü ve katil devletler de vardır.

Neyse, biz işimize bakalım. İstihbarat, cezai soruşturma ve yargı yetkileri bulunan, bir iç istihbarat ve kolluk örgütü olarak kurulan ve terör, kontrgerilla ve karşı istihbarat faaliyetlerini uluslararası olarak da yürüten FBI demek; ölene dek, yarım asra yakın süreyle başında kalan, gücü ve yetkisi geçici başkanların ve kuvvetler ayrılığı ilkesince, tüm denge ve denetim mekanizmalarının üstünde olan; vücut bulmuş hali olarak, devletin kendisine dönüşen, J. Edgar Hoover demektir.

Öldükten sonra, müdürlerin görev süresi on yılla sınırlandırılan ve ta adı henüz BOI iken yönetimde olan Hoover, daha çok yaptığı cadı avı ve kanunsuz fişlemelerle tanınmaktadır.

Hedefinde, kabaca tüm muhalefet, Amerikan solu ve bütün yurttaşlar vardı. Sonradan izne bağlanan, yasadışı telefon dinleme gibi ufak haylazlıklar yanında, sivil yurttaşları takip ve politik suikastlar gibi afacanlıklar da yapmıştır.

Yurttaşların FBI’ı Araştırma Komisyonu, 1971 senesinde, azıcık ifşaat yapmıştı. 1972-74 arasında, Başkan Nixon’ın istifasıyla sonuçlanan Watergate Skandalı’nda kaynak olan, Deep Throat rumuzlu Mark Felt; daha sonra FBI’da terfi ederek, yardımcı direktörlük pozisyonuna kadar yükselmişti.

Yasadışı dinleme, rüşvet, örgüt, siyasi casusluk ve sabotaj ortaya dökülmüştü ancak bunlar, buzdağının uzaktan görünebilen, çok küçük bir kısmıydı.

Kısaltması COINTELPRO olan, karşı istihbarat programı da bir Hoover eseriydi.

Siyasi örgütleri gözetleme, sızma, itibarsızlaştırma, bozma, kara propaganda, sahte belge düzenleme, yalan haber yayma, karalama, taciz, haksız hapis, yasadışı şiddet, işkence ve suikast gibi yöntemlerle etkisiz hale getirmeyi ve yanlış yönlendirmeyi içeren; aktif bir program olmasına rağmen yasadışıydı.

Komünist Parti, feminist örgütler, savaş karşıtları, sivil haklar, Kara Panter Partisi, Black Power, ekolojistler, hayvan hakları savunucuları, Amerikan Yerlileri Hareketi, bağımsızlık hareketleri, sosyalistler, anarşistler, yeni sol vs. hepsi saldırı altındaydı.

Takibattaki bazı kişilerse Muhammed Ali, James Baldwin, Fred Hampton, Ernest Hemingway, Tom Hayden, Abbie Hoffman, Martin Luther King Jr ve Malcolm X gibi şampiyonlar ligi, çok değerli ve saygın insanlardı.

II. Paylaşım Savaşı sırasında, Roosevelt döneminde, MI6 örnek alınarak, askeri istihbarat ve gizli operasyonları yürütmek için; yurtiçi ve dışında propaganda, taktiksel ve askeri amaçlı etkinliklerde bulunmak üzere; Bill Donovan yönetiminde kurulan ve daha sonra CIA adını alacak COI örgütü kuruldu.

Bir de dünya çapında ve yerel dillerde yayın yapan, meşhur Amerika’nın Sesi Radyoları vardı.

Bu örgüt casusluk, yıkım ve savaş sonrası planlamayı da kapsayacak şekilde, aynı ellerde OSS’e evrildi.

Savaş sonrası, Truman döneminde, bu sefer de Sidney Souers idaresinde ulusal güvenlik ve kurumlararası koordinasyonu da sağlayacak CIG adıyla çalışmalarına devam etti.

Antikomünizm adına psikolojik savaş ve darbelerin, paramiliter operasyonlar ve siyasi etki ile suikast ve rejim değişikliklerinin altından çıkan; başka ülkelerde kendi uydu istihbarat örgütlerini dizayn eden ve tüm bunların yanında işkence eğitimi ve teknik destek sunan, olgunluk dönemi; Roscoe Hillenkoeter dönemiyle ve CIA ismiyle başladı.

Telefon dinleme, zihin kontrolü teknikleri ve uyuşturucu kaçakçılığıyla uğraşan bu örgüte; COINTELPRO ve MK Ultra ifşaları sonucu, denetim ve bazı düzenlemeler getirilse de sözde kalan bu yaptırımların, pratikte bir karşılığı olmadı.

80’lerde Yeşil Kuşak şeriatçılar ve faşist kontrgerilla çalışmalarıyla geçerken; 2000’lerden sonra, küresel antiterör savaşına girişti, yersen.

Watergate sonrası başlayan süreçte, New York Times’ın 1974 sonunda ortaya attığı, yasadışı faaliyetler ve deneyler iddiası olmasaydı; ABD Kongresi, Church Komitesi ve Rockefeller Komisyonu’nu kurup; savunma bakanlığı, ordu, CIA ve FBI’ı soruşturmayacaktı.

Rızasız insan kobaylar üzerinde, bilinçli ve farkında olmadıkları kimyasal, biyolojik ve psikolojik süreçlerle insan zihnini etkileme ve kontrol etme üzerine, etik dışı deneylerin yapıldığı malumatına, hiç sahip olmayacaktık belki de.

Daha sonra başkan olacak George H W Bush’un yerine göreve gelen, CIA direktörü Stansfield Turner; Helms’in belgeleri yok etme emrinden, şans eseri kurtulan belgeleri, ortaya yine çıkarır mıydı, bilemeyiz?

Ama Başkan Ford’un; insan üzerinde, izinsiz uyuşturucu deneylerini yasaklamak zorunda kaldığını biliyoruz.