Bu Blogda Ara

Translate

3.2.26

Biz ve Onlar

 

     Kendimize ait olduğunu düşündüğümüz, bizi var eden değerler; ne kadar bize ait ve ne kadarı endoktrinasyondan? (bkz. Simülasyon ve Sistem I - Elyazmaları Kendime)

     Karşı taraftan bakınca, ‘adamlar’ zaten kendi değerlerini yaratmış, dayatmış ve en ücralara kadar satmış, pazarlamış.

     Onlar üstün insan oldukları için; yazılı ve yazısız, tüm otorite, kısıt, kurum ve kuvvetlerin üstünde, muaf ve dokunulmaz olduklarından özgür insan.

     Kanun, öğreti, yasa, yasak, din veya etik filan; bizi bağlayan şeyler. Çünkü bir avuç imtiyazlı elitin karşısında, dünyanın geri kalanı olan ve milyarları bulan, bütün insanlık olarak biz; onların nazarında yalnızca birer köleyiz. Alt insan bile değil, insan altıyız. (bkz. Zehirli Güç ve Düzen I - Elyazmaları Kendime)

     “En olgun ve sağlam iş birliklerinin ise sorunun kaynağı ve paydaşı olan suç ortakları arasında olması da bu anlamda hiç şaşırtıcı değildir.

     Oysa yenilgiyi paylaşmak güç iştir. İşte o zaman kara kaplı defterler açılır, tüm pislikler ve kirli çamaşırlar ortaya dökülür ve arapsaçına dönüşen, geçmişin kan davaları uyandırılır. Taraflar kışkırtılır ve çatışma tırmandırılır.” (bkz. Yıl Sonu ’25)

     Birbirlerine günahlarından bağlı güçlülerin Disneyland’ı ve ‘yaramazlık’ yaptıkları bu kapalı sosyal kulübe üye olabilmek; yeni bağlantılar ve ağlar oluşturarak itibar ve nüfuz alanını artırmak da demek; yani hem ziyaret hem ticaret.

     Bunun şahsi menfaat için şantaj, tehdit ve istihbarat faaliyetlerinde kullanılması ve bu yolla müesses nizamın dizaynı kaçınılmazdır.

     Bir doğrunun karşısına yüzlerce ve yüksek sesle yalanları yaymak, kitaptaki en eski ve iyi bilinen propaganda faaliyetlerinden biridir ve günümüzde Post-truth olarak isimlendirilmektedir.

     Bilgi kirliliğine, komplo teorilerine, Jedi Tricklerine, çarpıtma, yönlendirme, algı ve manipülasyonlara kapılıp şaşırmadan; biz yine hakikatin doğru yolundan sapmadan, ayrılmadan devam edelim.

     Ve Devrim’de buluşalım.