Bu Blogda Ara

Translate

30.10.25

12. Zehirli Güç ve Düzen II

 

O güne kadarki olgunlaşmış ve en yüksek aşaması emperyalizme ulaşmış olan kapitalizm, bir yanda güncel olan devrim tehdidi altındayken; emperyalistlerin rekabetinin yeniden bir paylaşım savaşına dönüşmesinin önünde engeldi. Ama aynı zamanda yeni imkanlardı da.

Zamanın ruhuna uygun olarak güncelleme gelen kapitalizm, kabuk değiştirdi. Birtakım yeni sömürgecilik metotları geliştirildi, buna göre:

23.10.25

11. Zehirli Güç ve Düzen I

 

Şimdi bize yabancı ve düşman gelen, doğal şekilde verili kabul edilen fakat insanı kendisine yabancılaştırarak kendisinden düşmanını üreten ve bu marifetle varlığını sürdüren, çok iyi bildiğimizi zannederek, üzerine pek de düşünmediğimiz iktidar mekanizmasına şöyle bir kuşbakışı göz atalım. Haddimizi aşmadan, mümkünse detaylı ve daha doğru açıklamaları, konunun uzmanlarına bırakalım.

Eskiden hükümdarlar bizzat tanrı veya kavmi için onun tarafından görevlendirilmiş seçkin ve soylular arasından çıkardı. Sınırları dahilindeki her şeye hükmetme yetkileri kutsal, tanrısal ve otoriteleri sorgulanamazdı.

Tanrının yeryüzü temsilcisi olarak krallar gibi yaşayan bu insanlar yetkilerini, kutsal kan yoluyla soylarına aktarırlardı. İktidarlarının dayanağı görünüşte bu asil kandı ve meşruiyetleri tartışılmazdı.

16.10.25

10. Simülasyon ve Sistem II

 

Sistem, hesapta toplumun bekası için kontrollü bir şekilde sıradan insanı, radikalleştirerek ve ibretialem olarak kurban edip cezalandırarak hegemonyasını yeniden üretip tesis eder.

Söylenildiği gibi olsaydı dahi hiçbir neden, bu aşağılık mekanizmanın gerekçesi edilemez, bahanesi olamazdı.

9.10.25

9. Simülasyon ve Sistem I

 

Bize sunulan gerçekliğin sınırları dahilinde ve onun etkisi altındayken, geçerli olanın hakikat olduğuna nasıl kanaat getirebiliriz?

Nasıl koca koca fikirleri, canımız pahasına savunurken farklı yaklaşımlara ve aslında kendimiz olan ötekine yaşam hakkı tanımayız?

Aslında bilmediğimiz, durup bir kez olsun üstüne düşünmediğimiz ve anlamadığımız düşüncelerin bize ait olduğunu nasıl iddia edebiliriz?

Ve nasıl esasında hiçbir şey ifade etmeyen daha doğrusu ve esas numarası; altında hiçbir şey olmadığını gizleyen, içi boş sembollere sarılarak kendi mezarımızı, ellerimizle kazarız?

Bu şartlar altında herhangi biri gerçekten kendini gerçekleştirebilir ve iki dünyanın da efendisi olarak, huzur ve barış içinde, özgürce yaşayabilir mi, mutlu olabilir mi?

2.10.25

8. Alternatif Sağ II

 

Herkesin yalancı, hiç kimsenin güvenilir olmadığı, kaynakların tartışıldığı bu iklimde, hakikat arayışındaki sıradan insanın imdadına; hangi kitle iletişim araçlarını kullanarak, kim yetişecek?

İlk olarak ve herkesten önce, kendine yakın hissetmek için önden koşullandığı taraflar elbette.

Peki bizim dışımızda ve bizden bağımsız var olan hakikatin bundan haberi var mı veya umrunda mıdır sizce?